BUCA OSB MAHALLESİ 2/20 SOKAK NO:16 BEGOS BUCA/İZMİR
0232 749 00 49 - 0532 673 49 49
KÖŞE YAZILARI
Tarım ve Gıda'nın Zirvesi: Berekent İzmir
Tarım ve Gıda'nın Zirvesi: Berekent İzmir
NİLÜFER KARADAL
nilufer.karadal@gmail.com
4 TEMMUZ 2013

Ürün çeşitliliği, verimli toprakları, hayvancılığı, termal su kaynakları, denize kıyısı, tecrübesi, birikimi, kurumsal kapasitesi ve daha niceleri ile Anadolu’nun bereketli kentlerinden biridir İzmir. Bitkisel ve hayvansal üretim, su ürünleri ve gıda sanayi olmak üzere tarım ve gıdanın dört grubunu da içinde barındırmaktadır. “Bereket Kent” olan İzmir benim koyduğum ismiyle “BEREKENT”tir…

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir’i turizm, ihracat, sanayi, bilişim vb alanlarda bir merkez yapmaya çalışırken, gıda ve tarımda büyük bir potansiyele sahip olduğunu kaçırıyor muyuz acaba gözümüzden? Bilişim çağındayız diye kendi topraklarımızdaki tarım, hayvancılık ve gıda üretiminin değerini listenin alt sıralarına mı alıyoruz yoksa?

İşte bu sorulara hayır cevabı yine Berekent İzmir’den yükseldi.  Yükselen bu sesler, dört grup çalıştayda, 1-Bitkisel üretim, 2-Hayvansal üretim, 3-Su ürünleri, 4-Gıda sanayi'nde birleşip sonuç bildirgelerine dönüşerek bir zirvede tartışıldı. 14 Haziran 2013 tarihinde düzenlenen “İzmir Tarım ve Gıda Zirvesi” sektör sorunları için umut oldu…

Umutlar büyüdü ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Mehdi Eker tarafından müjdelere dönüştürüldü. Çiğ süt referans fiyatı litre başına 90 kuruştan 95 kuruşa çıkartıldı, 9 kuruş da prim, böylece litre başına üreticinin eline 104 kuruş geçecek. 50 kuruş olan zeytinyağı destekleme primi %40 artırılarak 70 kuruş olarak ödenecek. Bu ay fındık, çay, süt tozu, Ar-Ge, kırsal tarım destekleri ödemeleriyle çiftçinin cebine 2 milyar 300 milyon lira girecek. Bunlar o müjdelerden bazıları…

14 Haziran’da İzmir'in 10 yıl sonra tarım sektöründe, gıdada, hayvancılıkta, balıkçılıkta nerede olacağı konuşuldu. Geriye dönüp baktığımızda Türkiye'de tarım sektörünün gündelik politikalarla yönetildiği bir süreçten, bugün 10 yıl sonrası hedeflerinin uygulamalarını konuşuyor noktasına gelmemiz başlı başına önemli bir konudur.

Tarım sektörü Türkiye'nin GSYH'nın yüzde 8'ine karşılık gelen 62.5 milyar dolarlık bir hasılaya ulaştı. Bu, tarıma gündelik bakış açısının dışında, uzun vadeli ve stratejik bakış açısının geliştirilmesiyle elde edildi. Destekleme politikaları, daha yüksek ve kalitede girdi kullanımıyla ortaya çıktı.

Bu kadar hasılayla 75 milyon insanımızın ihtiyacı karşılanıp, üzerine 15 milyar dolar gıda ürünü ihraç ediyoruz. Türkiye coğrafyası, üretim ve tüketim havzası arasında yer alıyor. Bu ikisi arasında ülkemizin lojistik konumu çok önemli. Sadece Doğu Batı ekseninde değil Kuzey Güney ekseninde de tarım ve gıda açısından Türkiye'nin stratejik önemi büyüktür. İzmir'in, liman kenti olması sebebiyle, sadece üretime değil ihracata da katkısı büyüktür.

İzmir; bitkisel üretimde kuzey ve güney havzalarının farklı özellikleri sebebiyle geniş bir ürün yelpazesine sahiptir. Hayvancılıkta et ve süt odaklı politikalarla bu tür ürünlerin tamamında söz sahibidir.  Balıkçılıkta denize kıyı avantajının yanı sıra kültür balıkçılığındaki başarılı çalışmaları ile öne çıkmaktadır. Gıda sanayi ise bitkisel ve hayvansal türler başta olmak üzere her türlü tarım ürününü işleme kapasitesine sahiptir.

İzmir’de belki günlük hayatın birçok alanında ağır işleyen bir tablo var karşımızda. Oysa gıda ve tarımda ZİRVEDE bir İzmir hayal değil.

DİĞER KÖŞE YAZILARI